aile şirketleri’nde kurumsallaşma: peki ama nasıl?

Aile Şirketleri’nde Kurumsallaşma: Peki Ama Nasıl?

Aile Şirketleri’nde Kurumsallaşma: Peki Ama Nasıl?

13 December 2022

  1. Dünya’da ve Türkiye’de Aile Şirketleri’nin En Büyük Problemi: Devamlılık

Dünya ve Türkiye ekonomisinin itici gücünü şirketler, bunların da lokomotifini aile şirketleri oluşturmaktadır. Gerçekten, Türkiye’deki halka kapalı anonim ortaklıkların % 95’ini, dünya genelinde ise %80’e yakınını aile şirketleri teşkil etmektedir. Aile şirketi; genellikle ailenin geçimini sağlamak ve mirasın dağılmasını önlemek amaçlarıyla kurulan, yönetim kademeleri ve önemli üst düzey görevlerde aile üyelerinin bulunduğu, sermayenin ve oy çoğunluğunun da yine aile üyelerinde olduğu ve bu sebeple şirketin kontrolünün aile tarafından sağlandığı şirket olarak tanımlanabilir.

Yüzyıllar boyu tercih edilen bir iş yapış şekli olan aile şirketi; gelişen ve evrilen ekonomik yaşam karşısında önemli yıpranmalara uğramıştır. Bunun en önemli sebeplerinden birini, aile şirketlerinin kuruculardan sonraki kuşaklara devrinde yaşanan sorunlar yani devamlılık oluşturmaktadır.

  1. Aile Şirketleri Nasıl Ayakta Kalır?: Kurumsal Yönetim
    1. Genel Olarak

Anılan sorunun çözümü için öngörülen en temel kavram, kurumsallaşma ve bunu sağlayacak olan kurumsal yönetim ilkeleridir. Kurumsal yönetim; hakkaniyet, şeffaflık, hesap verebilirlik ve sorumluluk sac ayakları üzerinde yükselen, ortaklığın kuruluşundan tasfiyesine değin tüm süreçte hakim olan bir ilkeler bütünüdür.

Aile şirketlerinin kurumsal yönetim dairesinde yapılandırılması tam ve zamanında gerçekleştirilemediği takdirde, şirket genellikle ilk ya da ikinci kuşağın sonunda dağılmaktadır. Dolayısıyla, gerek aile şirketlerinin kendi çıkarları gerekse ülke ekonomileri ve giderek dünya ekonomisi için aile şirketlerinin kurumsal yönetim çerçevesinde sürdürülebilir bir yapıya kavuşması önem arz etmektedir.

  1. Araçlar

Aile şirketlerinde kurumsallaşmanın sağlanmasında birkaç farklı aracın bir arada yahut farklı kombinasyonlarla kullanılması düşünülebilir. Bu araçlar; (i) aile anayasası, (ii) aile meclisi ve (iii) aile konseyidir.

 Aile anayasası; kısaca aile ile şirket ilişkilerinin nasıl olması gerektiğini düzenleyen yaşayan bir belgedir. Bu belgede; beklentiler, hedefler, stratejiler, başarı ölçütleri ve detaylı haleflik planlaması konularına yer verilmelidir. Yanı sıra, anılan belgenin günün ihtiyaçları doğrultusunda belirli periyotlarda gözden geçirilmesi de en az bu kurumun teşkili kadar önem arz eder.

Aile meclisi; aile üyeleri arasındaki çatışma, kırgınlık, çekişme ve dargınlıkların, açık ve samimi bir ortamda dile getirilmesiyle giderilmesini amaç edinen şirkete dair gelecek vizyonu ve stratejisinin ortaya konulmasını sağlayan bir yapıdır.

Aile konseyi ise; aile meclisinden farklı olarak, aile şirketinin iki unsuru olan aile ile şirket ve bunların arasındaki ilişki bakımından politikalar düzenleyen, kararlar alan ve uygulayan araçtır.

  1. Sonuç

Yukarıda; aile şirketlerinin ekonomilerdeki önemine kısaca vurgu yapılmış ve temel problem dairesinde çözüm araçları ortaya konulmuştur. Yürürlükteki düzenlemeler çerçevesinde aile şirketlerinde kurumsal yönetim adımlarının atılması mümkün olduğu kadar elzemdir. Ancak, kurumsal yönetim ilkelerinin yerleşmesi aynı zamanda bir kültürün de yerleşmesi demektir. Bu sebeple, sadece yürürlükteki mevzuata uyum ile yetinilmemeli; meslek odaları, sivil toplum kuruluşları ve çeşitli inisiyatifler ile iş birliği içerisinde aile şirketlerinde kurumsal yönetim ilkelerinin yerleşmesi için çalışmalar yürütülmelidir. Son olarak, bu denli köklü yapıları ayakta tutmak için geliştirilecek çözümlerde, hukuki omurganın iyi bir şekilde tasarlanmasının önemine dikkat çekmek gerekir.

Yazar: Av. Barış C. CANTÜRK, LL. M.